Donnie Darko, Richard Kelly
Sanırım içinde Alice Harikalar diyarından bir şeyleri barındıran tüm filmleri seviyorum. çok iyiydi. Herkes sevmeyebilir, depresif bir güzelliği var…
sinema notları | Yorum Yok »Paris, je t’aime

paris’i ben kesinlikle seviyorum… sinema notları | Yorum Yok »
I, Robot, Alex Proyas
Sonunda ne oldu bilmiyorum çünkü yarısında uyumaya başladım. Ne oldu çok merak etmiyorum… Uykudan önce güzel bir film…
sinema notları | Yorum Yok »Music and Lyrics, Marc Lawrence
Komik, güzel, eğlenceli. Yaşasın hayatı kolaylaştıran filmler!
sinema notları | Yorum Yok »2001: A Space Odyssey, Stanley Kubrick, 1968
2001′den önce bu filmi izleseydim ne düşünürdüm? itiraf ediyorum, 2001′den çok önce Emineyle bu filmi izlemeye başladık ki, maymunların kapladığı ilk 10 dakika içinde pes ettik…
Bu gün baştan sona izledim. Ne kadar kült, sanatsal olursa olsun sıkıldım işte… Siz de Kubrick olun sizin de yaptıklarınızı sıkılsalar bile insanlar takip etsin:O
Ama kesinlikle izlenmeli! Film müzikleri sizi uyanık tutacak, metin olun hihi.
sinema notları | Yorum Yok »Metropolis, Fritz Lang
There can be no understanding between the hands and the brain unless the heart acts as mediator.
IMDB’ye ilk bakışta ABD yapımı görünen film işçi sınıfını anlatıp nasıl olur da ABD’li olur bir an anlamakta zorlandım ama yönetmeni Avusturyalı ve aklımda kaldığı gibi ALmanya-Weimar’da yapılmış.
Filmi izlerken bunu da The Battleship Potemkin’i yöneten Sergei Eisenstein mı yapmış diye düşündürdü. Potemkin Zırhlısı 1925 yapımı, Metropolis 1927 ikisi de Kapitalizme karşı olan işçi sınıfını anlatıyor. Aslında Potemkin Zırhlısında Din yoktu ve işçi sınıfı daha bir aslanlar gibi zaferle bitiriyordu sanki filmi.
Metropolis 2026′da görkemli gökdelenlere sahip bir şehir. Onu yapan işçiler yaptıranda bir patron… Korkmayın, 2026′da hala din elden gitmemiş, kilise herkesi terbiye etmeye devam ediyor.
1925′de insan böyle bir filmi nasıl çeker bilmiyorum.
sinema notları | Yorum Yok »the fountain, darren aronofsky
Death is a disease, it’s like any other. And there’s a cure. A cure - and I will find it…
Gargamel, şirinleri yemek ister. Neden bilinmez, adam tadını bilmediği şeyi neden yemek ister?
Bu filmi izlemediyseniz, durumu değiştirmeye lütfen çalışmayın.
the day the earth stood still, robert wise
“Dünyanın Durduğu Gün” 1951 yapımı, bilim kurgu, II.Dünya Savaşı öncesi “sinirlendirmeyin beni, elinize vurucam ha” diyen uzaylıları anlatıyor.
çıkarılan sonuçlar;
insanlar aptaldır. insanlar her şeyi bilir ama aptaldır. insanlar öldürmekten vazgeçmez. insanlar dinlemez, bilmez. dünyaya uzaylılar gelirse eğer mutlaka ABD’ye gider. uzaylılar da erkektir, robotları da. uzaylılar da hırıstiyandır.
biri size “Gort! Klaatu barada nikto!” diye bağırırsa şaşırmayın…
Kesinlikle izlenmeli.
