El laberinto del fauno, Pan’ın Labirenti, Guillermo del Toro
O kadar güzeldi ki… Ağzım açık soluksuz izledim. Hiç çıkmak istemeyeceğim bir labirentti. Gittiğim için çok ama çok mutluyum.
Ne kadar harika, sinemaya gittikçe gidesim geliyor çünkü bundan önce de harika bir filme gittim. sinema elden gidiyor, DVD, TV’ye esir olduk gibi laflar bence son derece boş. iyi filmler oldukça sinemalar hep olacak. Ağzımız açık izleyeceğiz. Şimdi filmin sayfasından film müziklerini dinliyorum…
O kadar yoz, mutsuz, sıradan yaşıyoruz ki, bunu hatırlatacak sınırlarından arınmaya çalışan iyi şeylere ihtiyacımız var. Bugün mutluluğuma katkısı olan bu filme teşekkür ederim ve Onur’a çünkü onun yazısı beni filme götürdü; http://www.onurpay.com/blog/index.php/post/93/
krep niyetiyle yumurta yemek…
sabah sabah pazertesi kahvaltısı için annemle babama bir sürpriz yapayım dedim, çünkü abim uyuyordu. krep yapmak istedim. beyaz unu bulamadım. yumurta, süt, kuru maya, irmik unu ve mısır ununu karıştırdım. çırptım. tavayı ısıttım, kaygan yüzeyli tavaya yağ koymadan, krep yaparmış gibi karışımı döktüm. kabarcıklar çıkarak sulu bir halde krep olmamak için yaratılmış bir karışımdı karşımdaki. burnuma gelen harika koku, yapmak istediğimle ilgisi olmayan bir görüntü arasında kaldım ben.
artık mesaj kaygım kalmamıştı. kaygılarımdan arındığımı kendime inandırmaya çalışırken. annem hala uyuyormuş. babama dedim ki ” baba, garip bir şey pişirdim, gel”. hemen geldi, babaannen de bundan çok yapardı, ilk görüşte, sevinçle yemeye başladı. ben de yedim. kesinlikle geliştirilebilir bir yemekti.
çıkaralacak sonuçlar:
*yaptığınız yemeği beğenmeyen bir erkek görürseniz hemen yemeği kafasından aşşağı dökün. terk edin. kendinizi sevin.
*yapılan bir yemeğin kötü olma ihtimali yoktur, sadece düşündüğünüzden farklı olabilir.
*birine yemek yapmak istiyorsanız onu kesinlikle seviyorsunuzdur.
*yaptığınız yemeği beğenmeyen biri ancak kendiyle sorunları olan, kendine güvensiz bir ahmaktır.
