2001: A Space Odyssey, Stanley Kubrick, 1968
2001′den önce bu filmi izleseydim ne düşünürdüm? itiraf ediyorum, 2001′den çok önce Emineyle bu filmi izlemeye başladık ki, maymunların kapladığı ilk 10 dakika içinde pes ettik…
Bu gün baştan sona izledim. Ne kadar kült, sanatsal olursa olsun sıkıldım işte… Siz de Kubrick olun sizin de yaptıklarınızı sıkılsalar bile insanlar takip etsin:O
Ama kesinlikle izlenmeli! Film müzikleri sizi uyanık tutacak, metin olun hihi.
sinema notları | Yorum Yok »Metropolis, Fritz Lang
There can be no understanding between the hands and the brain unless the heart acts as mediator.
IMDB’ye ilk bakışta ABD yapımı görünen film işçi sınıfını anlatıp nasıl olur da ABD’li olur bir an anlamakta zorlandım ama yönetmeni Avusturyalı ve aklımda kaldığı gibi ALmanya-Weimar’da yapılmış.
Filmi izlerken bunu da The Battleship Potemkin’i yöneten Sergei Eisenstein mı yapmış diye düşündürdü. Potemkin Zırhlısı 1925 yapımı, Metropolis 1927 ikisi de Kapitalizme karşı olan işçi sınıfını anlatıyor. Aslında Potemkin Zırhlısında Din yoktu ve işçi sınıfı daha bir aslanlar gibi zaferle bitiriyordu sanki filmi.
Metropolis 2026′da görkemli gökdelenlere sahip bir şehir. Onu yapan işçiler yaptıranda bir patron… Korkmayın, 2026′da hala din elden gitmemiş, kilise herkesi terbiye etmeye devam ediyor.
1925′de insan böyle bir filmi nasıl çeker bilmiyorum.
sinema notları | Yorum Yok »the fountain, darren aronofsky
Death is a disease, it’s like any other. And there’s a cure. A cure - and I will find it…
Gargamel, şirinleri yemek ister. Neden bilinmez, adam tadını bilmediği şeyi neden yemek ister?
Bu filmi izlemediyseniz, durumu değiştirmeye lütfen çalışmayın.
the day the earth stood still, robert wise
“Dünyanın Durduğu Gün” 1951 yapımı, bilim kurgu, II.Dünya Savaşı öncesi “sinirlendirmeyin beni, elinize vurucam ha” diyen uzaylıları anlatıyor.
çıkarılan sonuçlar;
insanlar aptaldır. insanlar her şeyi bilir ama aptaldır. insanlar öldürmekten vazgeçmez. insanlar dinlemez, bilmez. dünyaya uzaylılar gelirse eğer mutlaka ABD’ye gider. uzaylılar da erkektir, robotları da. uzaylılar da hırıstiyandır.
biri size “Gort! Klaatu barada nikto!” diye bağırırsa şaşırmayın…
Kesinlikle izlenmeli.
Kiç üstüne… Kitsch
Aklımda kaldığı kadar olumsuz değilmiş bu kelime… Ya da kendimi mi kandırıyorum ki?
“Özge senin kiç bir tarzın var” diyen ve yüreğimi hoplatan Çağlar sayesinde bunu öğrenmiş bulunuyorum… Kiç, iltifat olarak da kullanılabilirmiş…
Wikipedia’da okuduklarımı şöyle yorumluyorum; Alman kökenli olup, bir sanat akımının biraz kalitesinden ödün vererek kopyasını oluşturmakmış. Kiç; retro, ironik bir şeymiş aslında.
Avant-Garde ve Kiç birbirlerinin zıttıymış. Avant-Garde, yenilikçi ve deneysel bir türmüş. İçine Grafiti, Deneysel Müzik, Özgür Jazz gibi şeyleri alırmış. “Avant-Garde resim yapıyorum” ben diyen biri aslında şöyle der; Ben farklıyım, sınırları zorluyorum, değişik bir şey yapıyorum. Marcel Duchamp’ın yaptığı gibi bir pisuarı alıp galeriye koyarsanız ve bunu 1900′lerde yapmışsanız sizin arkanızdan “aaa Avant-Garde’mış” derler.
Peki “ne kiç bir tarzın var” demeleri için ne yapmanız gerekir? Romantizm, kiç olarak görünmezmiş ama onu başlatacak sebepler doğurmuş… Modern akımı savunanlar, Akademik Sanatla, Kiçi çok yakın bulurmuş. Kiç bir bakıma alt ve üst kültür arası bir şeymiş. Klişeler, teknik açıdan harika olup zevkden mahsun olan sunumlar için kullanılabilrmiş… (İltifat mı?..)
Örnek; Buzdolabınızın üstünde Bodrum yazan bir mıknatıs Kiçtir. http://en.wikipedia.org/wiki/Carmen_Miranda ve http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Hisstationand4aces-coolidge.jpg Kiçtir. Şu cüce heykelleri kiçtir…
Kiç ve benim hakkında bilgisi olan yazsın ben kiç miyim yaa?
Kiç olmayı kabul edebilirim, eğlenceli olduğu için, içinde komik şeyleri aldığı için ve “ayyy çok farklıyııım” diyerek kendini kandıran birisi olmak yerine. Ama değilim, hayır değilim….
Referanslar;
http://en.wikipedia.org/wiki/Kitsch
http://en.wikipedia.org/wiki/Avant-garde
The Good Shepherd - Kirli Sırlar
Bu filmi yöneten sevgili Robert De Niro,
Yaşlısın kabul et, senin yaşındaki insanlar o filmi nasıl izlesin. Karanlık ve karanlık. Orta yaş bunalımı sonunda mı oldu bu film? Genç biri olarak benim gözlerim yoruldu!
Matt Damon hiç yaşlanmazken, Angelina Jolie neden sürekli yaşlandı? Matt Damon’ın gözlüklerini kim seçti, gözlüklerden kendini göremedim bir de üstüne karanlık.
Angelina Jolie ancak bu kadar çirkin ve giyinik gösterilebilirdi. Buradaki amaç neydi?
Filmde ayrıntı da ayrıntı biz o kara sahnede nasıl görecektik bunları?
Bize ne o ayrıntılardan? Cool oldum mu diyorsun?
Karanlık, Angelina Jolie sürekli giyinik, Matt Damon’ın gözlüklerinde kendini göremedik. Tamam sen bu durumda, politik laflarla bizi canlı tutmaya çalıştın buna da saygı duyuyorum çok azimlisin. Yaşasın ABD! Sex olmadan da film çevirebilirmişsiniz. Yaşasın ABD sineması!
Filmde oynarken yine gülüyordun hep gülersin, gülme+karanlık=hep gülmeyenmişsin sen de niro…
Filmin uzunluğu niye bu kadardı yıllarca sürseydi, on dakika sürseydi inan fark etmezdi. çünkü, film bitti ve hepimiz çok mutlu olduk. 10 dakika da sıkılmıştık o zaman da mutlu olurduk…
LOST alametleri
evet şirkette topluca LOST izlerken, oluşan yargılar sırasıyla aşşağıda;
KIzlar tarafından;
en yakışıklı bulunan adam; sawyer
en sinir olunan adam; doktor
en beğenilen hoşlanınlan ve hakkında konuşulan, hayran olunan; hurley
en tırsılan içten içe takdir edilen; John Lock
ERKekler tarafından;
en güzel kız; Kate
sinema notları | Yorum Yok »ibrahim tatlıses ve allessandro safina arasındaki farkı bulun…
ikisinin de sesi güzel. ikisi de halk diliyle “kro”. Biri daha popüler. ikisinin de Opera denemeleri var. Biri daha yaratıcı.
cevaplar; ibo, ibo, ibo
yazıyı yazmamın nedeni; cevablar ibo iken şu an marifetmiş gibi safina dinlemem…
müzik kutusu | Yorum Yok »